Jay (Neil Maskell), rahat bir banliyö evinde dediğim dedik ve alıngan sarışın eşi Shel (MyAnna Buring) ve uyku vakti geldiğinde zırhlı arabaların Irak, Afganistan ve Bağdat'taki pusuları hakkında hikâyeler dinlemek yerine babasıyla şövalyecilik oynamayı tercih eden yedi yaşındaki oğlu Sam ile birlikte yaşayan eski bir asker. Sekiz ay önce Irak'da geçirdiği kaza sonrası evine dönen Jay, ailesi ile ilgili sorunlar yaşamaktadır. Eski bir arkadaşı olan Gal (Michael Smiley) ile buluştuğu bir partiden sonra, Gal'ın kendisine teklif ettiği işi kabul eder. Görev ise, kendilerine verilen üç kişilik listedeki hedefleri öldürmektir.
Gittikçe başladığı türden başka bir yola doğru ilerleyen film ile birdenbire kendimizi doğaüstü meydan okumaların gerçekçi, ahlaki ve politik dayanakları değiştirdiği bir korku filminin içinde buluyoruz. İlk olarak bir ailenin ekonomik nedenlerden dolayı yaşadığı olumsuzlukların anlatıldığı bir aile filminden, 60 ve 70'li yılların Hammer Film Stüdyosu tadında bir filme dönüşüyor. Aklıma hemen herkesin bildiği bir İngiliz filmi olan The Wicker Man geliyor, orada Peter Fonda ve Warren Oates'in kırsal arazide şeytanla karşılaşmaları var. Başlangıçta diyaloglar çoğunlukla muğlâk ve takip etmesi güç, sonra film ilerledikçe film daha karanlık ve daha kasvetli bir hal alıyor, bazı sahneler o denli allak bullak edici ki, ne olup bittiğini anlamanın imkânı yok.
Tipik İngiliz filmlerinin sahip olduğu karanlık ve cesur tavır filmde kendini açıkça gösteriyor. Film genel olarak oldukça zekice kurgulanmış, bazı diyaloglara serpiştirilmiş mizah unsurları çok başarılı ve oyunculuklar da bir o kadar iyi. Ayrıca Jim Williams'ın tedirgin edici müziklerinin de çok iyi olduğunu söylemek gerek. Gerilim ve gerçeklik dolu filmde, yaşanan her şey oyuncuların performansından dolayı oldukça ikna edici. Muhteşem bir özgünlük ve hayal gücüne sahip sinemacı Wheatley, bizi filmin sonunda kurmamız gereken bağlantılarla baş başa bırakıyor.
IMF küresel bir terörist bombalama komplosuna dahil olduğunda kapatılır. Ethan Hunt (Tom Cruise) ve yeni ekibi teşkilatın adını temize çıkarmak için Hayalet Protokol adında gizli bir göreve başlatılır. Yardım almadan, kimseyle iletişime geçmeden ve tamamen gizli olarak...
Bir grup fakülte arkadaşı hafta sonu tatilini geçirmek üzere
Louisiana'daki göl evine gelir. Ancak tatilleri köpek balığı saldırıları
sonucu ceheneme döner. Bir süre sonra keşfedeceklerdir ki köpek
balıkları bir kaç yerlinin iğrenç ve açgözlü bir planının
parçasıdır...Özellikle son filmi The Final Destination 3D ve Final
Destination 2 filmlerinin yönetmeni olarak ismini duyuran David
R.Ellis'in yönetmenlik koltuğunda olacağı ve önümüzdeki sene gösterimde
olması beklenen yeni 3D korku projesi 'Shark Night 3D' nin senarist
kadrosunda ise Will Hayes ve Jesse Studenberg'in isimleri var. Filmin
yapımcılığını ise aynı zamanda Hostel serisinin ilk iki filminin Eli
Roth ile beraber yapımcılarından ve şu sıralar serinin üçüncü filminin
hazırlıklarını yapan Mike Fleiss ve Chris Briggs yapıyor.
Sinqua Walls (\"Savage County\"), Chris Carmack (The Butterfly Effect:
Revelation, Into the Blue 2:The Reef), Alyssa Diaz (Red Dawn) ve Joel
David Moore (Hatchet, Avatar) kadroya katılan ilk isimler oldular.
Önümüzdeki günlerde bu konuda yeni haberler düşecektir. Yönetmen David
R.Ellis'in son filmi The Final Destination 3D olumlu eleştiriler
alamasada aynı serinin ikinci filmi Final Destination 2 ise birçoğumuz
tarafından serinin en iyi filmi olarak değerlendirilmişti. Bu arada
ikinci filmdeki ölüm sahnelerinin oldukça yaratıcı olduğunu söylemeden
geçmek olmaz:). Şu sıralar gösterimde olan Piranha 3D'nin ardından her
şeye rağmen yine mavi sulardaki bu korkutucu 3D deneyimi özellikle bu
tarz severler için heyecan verici olsa gerek.
18 yaşında ki Lena bir gece Louise tarafından ısırılır ve vampire dönüşür.Lider Lousie’nin bayan vampir üçlemesi ölümcül olduğu kadar güzeldir.Gruptaki kızlar Lena’nın bu oluşan vampir yaşamı kutsarlar aynı zamanda lanetlerler.İlk olarak ,Lena sınırsız özgürlükten,lüksten ve partilerden keyif alır.Ama sonra Lena grupta ki kızlara kendisinin ne kadar ölümcül, kanlı, şehvetli biri haline geldiğini gösterir ve çok tehlikeli olmasına rağmen Tom’a aşık olur.Tom gizli bir polistir.Lena gruptaki arkdaşlarıyla yendien kan emicilere dönüştüğünde Lousie’nin öfkede sınır tanımadığını çözer.Ve Lena bir seçim yapmalıdır ölümsüz aşk mı yoksa ölümsüz yaşam mı?
seksi iki escort kız tarafından kandırılırlar. Oraya vardıklarında dehşete kapılırlar çünkü
işkençe oyununun içine düşmüşlerdir.
Burada Elite Hunting Club'u şehrin en sadist gösterisine ev sahipliği yapmaktatır
The Blair Witch Project sonrasında gelen sahte belgesel ve el kamerası çekimi filmler korku sinemasında o kadar büyük bir pazar oluşturdu ki dünyanın her yerinden bu furyayı takip eden yapımlar gelmeye başladı. Çekimleri el kamerasıyla yapılan Uruguay filmi La Casa Muda da bu yöndeki çalışmalara eklenen son halkalardan bir tanesi. Ancak, özellikle dildaş ülkesi İspanya’nın ses getiren korku filmleri [Rec] ve El Orfanato’dan beslendiği gözlenen filmi benzerlerinden ayıran önemli bir teknik detay var: Kesintisiz tek bir çekimden oluşan uzun metrajlı ilk korku filmi olması. İlk olarak, La Casa Muda’nın 1940’lı yıllarda Uruguay’da yaşanmış ve davası delil yetersizliği nedeniyle kapatılmış gerçek bir olaya dayanan hikayesinden bahsedelim dilerseniz. Kasabanın dışındaki ıssız bir arazide yer alan evini satılığa çıkarmaya karar veren Nestor evi temizletmek için eski dostu Wilson ve kızı Laura’yı buraya getirir. Temizliğe erkenden başlayabilmek için eve akşamdan gelen baba-kız, elektriğin bile olmadığı eski evi kabaca gözden geçirip ertesi gün için temizlik planları yaptıktan sonra uyumak üzere köşelerine çekilirler. Lakin Laura, Nestor’un onları çıkmamaları için özellikle uyardığı üst kattan gelen tuhaf sesler duymaya başlayınca o gecenin sabahına kadar nihayetlenecek olan dehşet verici olaylar da başlangıcını yapmış olur. El kamerası tercihi ve karanlık atmosferiyle özellikle [Rec] filmini anımsatan La Casa Muda gerilim açısından gerçekten de bu filmi aratmıyor. Gerilimi sağlarken filmin elindeki en büyük kozsa, Laura ve babasına dehşet saçan tehlikenin nereden geldiğine yönelik belirsizliğin filmin yarısına kadar özenle korunması oluyor. Bu süreçte saldırıların kaynağının eve çöreklenmiş doğaüstü güçler tarafından mı yoksa üst kata gizlenmiş azılı bir sapık tarafından mı gerçekleştirildiğini kestirememek, karanlığa karşı Laura’nın el fenerinden fazlasına sahip olmadığımız evi olabilecek en ürkütücü mekanlardan biri haline getiriyor. Yarı süresine kadar sakladığı gizemin ikinci yarısını ise çelişkilerle ören film tehlikenin boyutunu hem küçük bir kız hayaletiyle, hem de evin içinde gezinen bir adam siluetiyle çeşitlendirirken bilinmezlikleri içinden çıkması daha zor bir noktaya vardırıyor. Laura’nın kendini evden dışarı atıp ay ışığının aydınlattığı ormanda yaşadıkları tüylerinizi iyiden iyiye ürpertirken, artık zirve noktasına ulaşan gelirim ne yazık ki bu bölümden itibaren düşüşe geçiyor.
Çok öldürücü ve bulaşıcı bir hastalık hızla yayılmaya başlar… Çeşitli ülkelerden bir grup doktor hastalığa bir an önce çare bulabilmel için gerilimle dolu bir mücadele ve maceraya atılırlar…
İngiltere'nin taşrasında yalnız bir çiftçi olan Nancy, çiftliğinin Mali problemleriyle boğuşarak iki kızı Hanna ve Amy'yi yetiştirmeye çalışmaktadır ve eşi uzun bir zaman önce ortadan kaybolduğundan beri yanında tek çalışanı Cooper'dır. Komşusu Karsten ve oğlu, onlara baskı yaparak çiftliği satın almak istemektedirler.
Başıboş dolaşan bir gezgin olan Aden aniden çiftikte boy gösterir ve Nancy'ye yardımcı olur. Aden, eski eşinin bir arkadaşı olduğunu anlatmıştır. Zamanla Nancy, kendini Aden'e yakın görmeye başlar ancak birkaç olaydan sonra Nancy, aslında Aden'in gerçek yüzünü fark etmeye başlayacaktır.
Hızlı ve Öfkeli 5’te Vin Diesel ve Paul Walker, hız üstüne kurulu, patlamaya hazır serinin tüm filmlerinden tekrar bir araya gelen yıldızlar kadrosunda başı çekiyor. Bu macerada eski polis Brian O’Conner (Paul Walker), kanunların karşı tarafındaki eski suçlu Dom Toretto (Vin Diesel) ile ortaklık yapıyor. Dwayne Johnson, en son büyük yarış için geri dönen sevilen isimler, Jordana Brewster, Chris “Ludacris” Bridges, Tyrese Gibson, Sung Kang, Gal Gadot, Matt Schulze, Tego Calderon ve Don Omar’a katılıyor.
Brian ve Mia Toretto (Brewster), Dom’u özgürlüğüne kavuşturduktan sonra, yetkilileri atlatmak için sınırları geçtiler. Şimdi Rio de Janeiro’nun bir köşesinde ortaya çıkıyorlar. Özgürlüklerini kazanmak için son bir işe asılmak zorundalar. Alışılmadık müttefikler, en iyi yarışçılardan oluşan seçkin ekiplerini bir araya getirirken, onların ölmesini isteyen ahlaksız iş adamından kurtulmanın tek yolunun, onunla karşılaşmak olduğunu biliyorlar. Ama onların peşine düşen sadece bu iş adamı değil.
İnatçı federal ajan Luke Hobbs (Johnson) asla hedefini kaçırmıyor. Dom ve Brian’ın izini sürmekle görevlendirilince, onları yakalamak için ekibiyle birlikte kapsamlı bir operasyon başlatıyor. Şimdi Hobbs, başka biri elini çabuk tutup onları yakalamadan önce, avını köşeye sıkıştırmak için içgüdülerine güvenmek zorunda
sherlok holmes tr dublaj cıkmıs valla sizden 720p nette ilkini bekliyorum tskurler......
bekledigim kadar iyi degildi, ama ben beklentimi cok yuksek tutmustum. uzun zamandır fragmanlarini felan takip ediyordum. romantik film sevenler izlemeli bence. vakit kaybı olarak düşünmüyorum yani.. 10 üzerinden 7 veririm.
izlenmesi gereken iyi süper flim
(ayrıca admine teşekürler site pclerdeki sıkkullanıların 1. sırasını hakeden bir site)










































